Ünlü şarkıcı 9 aydır aşk yaşadığı Cansen Yeni ile nikah masasına oturacak.
Şarkıcı Burak Kut, Cansen Yeni ile 9 aydır aşk yaşıyor.
alıntıdır
Ünlü şarkıcı 9 aydır aşk yaşadığı Cansen Yeni ile nikah masasına oturacak.
Şarkıcı Burak Kut, Cansen Yeni ile 9 aydır aşk yaşıyor.
alıntıdır
Ablasından şok
Kardeşi Michael Jackson’ın serveti için öldürüldüğünü iddia eden La Toya, polis soruşturmasını tehlikeye atmamak için katili açıklamadığını söyledi
ABD’nin Los Angeles kentinde, 25 Haziran’da fenalaşarak 51 yaşında hayatını kaybeden popun kralı Michael Jackson’ın ablası La Toya Jackson, kardeşinin öldürüldüğünü iddia etti. İngiliz “Daily Mail” ve “News of the World” gazetelerinde yer alan açıklamalarında La Toya Jackson, “Michael cinayete kurban gitti. Bu, bir grup karanlık insanın komplosuydu. Etrafı asalak insanlar tarafından sarılmıştı. Michael yumuşak başlı, sessiz, sevecen bir insandı. İnsanlar bundan faydalandı” dedi. “Ölümünden sorumlu olduğunu düşündüğüm kişiyi açıklayamam, çünkü polis soruşturmasını tehlikeye atmak istemiyorum. Ama etrafındaki herkes gönülden çıkarlarını korumuyordu. Londra konserinden önce öleceğini bir ay öncesinden hissetmiştim” diyen abla Jackson, “Michael için adalet istiyorum” diye konuştu.
ÖLÜSÜ DAHA DEĞERLİ!
Komplonun parayla ilgili olduğunu ileri süren La Toya Jackson şöyle devam etti: “Michael’in bir milyar doları aşan müzik telif hakları vardı. Ölüsü, dirisinden değerliydi. Bir kişi bu kadar para ediyorsa, etrafında aç gözlü insanlar bulunur. Bunu aileme bir ay önce söylemiştim.” Jackson’ın vücudunda aşırı miktarda ilaca rastlanması ve gizli deposundan iki milyon dolarlık para ve mücevherin kaybolmasının da bu komplonun sonucu olduğunu söyleyen abla Jackson, “Asalaklar, Michael’ı süt veren inek gibi görüyordu. Onu ilaçlara bağımlı biri haline getirdiler. Sanırım bu dengesini bozdu ve ölümüne yol açtı” ifadesini kullandı.
‘BAĞIMLI YAPTILAR’
Kardeşinin bağımlılık yaratan ilaçlarla itaatkâr hale getirildiğini belirten La Toya Jackson, ölümünden bir ay önce kardeşinin ailesinden uzaklaştırıldığını ve Londra’daki konser anlaşmasını imzalamaya zorlandığını ifade etti. Soruşturmayı yürüten yargıç raporunu hâlâ açıklanmazken La Toya Jackson “Sonuçlar açıklandığında herkes şaşıracak” dedi. Jackson’ın babası Joe Jackson da TV’de, oğlunun bilinmeyen bir nedenle hayata veda ettiğini söylemiş, “Oğlum cinayete kurban gitti” diye konuşmuştu.
alıntıdır
İlk günden beri izleyicisiyle aşk ve nefret ilişkisini yaşıyor. “Nefret ettiklerimle barışıp, yeni nefret edeceğim şeyler arıyorum” diyen ekranların aykırı adamı Okan Bayülgen; evliliğini, doğacak çocuğunu, politik duruşunu, fotoğrafçılığı, televizyonu, televizyonlarda dönen dolapları Takvim gazetesine anlattı.
Çıplak pozlar veren Hürriyet yazarı Ayşe Arman’a yüklenen Bayülgen, “O pozları vermeye gerek yok, bunları verecek modeller var, bırak onlar bu pozları versin” dedi.
Ekranlarda seni takip etmekten neredeyse boyun kaslarımızdan olacağız. Neden hala ısrarla çalışıyorsun? Bir ara artık program yapmayacağını da söylemiştin!
Bir sene bıraktım. Ama zaten bizimkine klasik anlamda çalışma denmez. Topluca kendi işlerimizi konuşuyor ve eğleniyoruz. Röportajı yaptığımız şu dakikalarda içerdeki ofisten gelen kahkaha seslerini duyuyorsun. Kimsenin çalışma ya da uyuma saati diye bir kavramı kalmadı.
Bir tür hayat tarzınız olmuş bu ‘iş’…
Öyle, dolayısıyla bunları da yapmazsak psikolojik bir depresyona girecekmişiz gibi geliyor. Aslında bu iş bize çalışma gibi de gelmiyor. Hayatımızın tümüne yayılmış durumda. Örneğin son birkaç aydır motosiklete taktım. Ders alıyorum ve bunu bütün hayatıma yayıyorum. Hedefi görme, anı yaşama, gideceğin yolla ilgili varsayımlarda bulunma, önüne çıkacak engelleri sezinleme, beladan uzakta durmak, kaçma noktaları bırakarak ilerlemek, hiçbir zaman tam önüne yere bakmamak, hep ufka bakmak, anı yaşamadığın takdirde ölürsün kuralı… Bu eğitim bile diğer bütün işlerinizi etkileyecek bir sisteme sokuyor insanı…
Valla motosiklet tutkusunu bu kadar iyi tarif eden çıkmadı! Şaka bir yana kısaca ‘her daim öğrenmek’ diyebilir miyiz?
Bir anlamda evet. Şimdi eşimle birlikte otelde kalıyoruz. Oteli keşfetmeye başladık. Orası bizim için bir sinema dekoru. O dekorun arkasında neredeyse binlerce adam çalışıyor. Fakat otelin koridorlarına bakarsan kimse yok. Onların gerisine saklanmış adamlar sana orada sinematografik bir lüks yaşatıyorlar. O duvarların arkasında başka türlü boyanmış duvarlar, başka türlü giyinmiş insanlar var. Sabahleyin, 06.00′da onların işe gelme saatlerinde, onlarla aynı koridorlarda yürüyüp, aynı asansörlere bindik ve tüm bunlardan bir sürü fikir çıkardık. Yaptığımız işler hep etrafa bakmayı gerektiren işler.
Artık pek çok gazeteciyi saf dışı ettin ama programlarında söylediklerin yine manşetlerde… Örneğin “Baba olacağım ama çocuk sevmiyorum” diyorsun. Sonra da düzeltmeye çalışıyorsun.
Çünkü çocuk sevmemek her şeyden önce bir korkunun sonucu. Etrafımızda çok fazla çocuk seven insan var, bunların hepsi benim çocuğumu öpüp mıncıklarlarsa diye korkuyorum. Çocuk sevme riyakarlığından da nefret ediyorum. Televizyonda bir çocuk şarkıcı yarışması var. Burada çocuklara zarar verecek ne varsa yapıyorlar ve bunlar çocuk seven tipler oluyorlar. Ben kendi çocuğumu tabii ki seveceğim. Sonra bizde gelenektir. Cenazelerde çok ağlayan olmazsa diye ağlayıcı kadınlar tutarlar. Her şeyi yoğun dramatize etmek bizi mahvediyor. Çocuk sevme meselesi de böyle.
Çocuğunu yetiştirmek için planların var mı? Değişik, açık fikirli bir insansın. Örneğin geçenlerde eşcinsel hakemi ekrana çıkarıp onu savundun. Bir baba olarak çocuğunun cinsel seçimi açısından da o bakış açını koruyabilir misin?
Babalık da belli bir şekilde öğrenilen bir durum. Anne, hormonları ve genleriyle durumu yönetiyor. Babanın da yetiştirici koruyucu başka ödevleri var. Bu ödevler sırasında duygularınızla mantığınız defalarca karşı karşıya gelecektir. Tabii ki öngörülerim var ama baba olarak ödevim her şeyden önce çocuğumu değil karımı mutlu etmek. Çocuk mutlu bir ailede büyüsün diye, karım sevgiye doysun, çocuktan fazla sevgi talep etmesin diye… Çünkü çocukların sırtından çok sevgi talep edilebiliyor. Aslında çocuk sevmem lafının içinde de bunlar var. Ben soğukkanlı, güvenilir ve karısını seven bir adam olmak zorundayım. Sadece çocuğu sevmek hiçbir işe yaramaz.
Daha açık sorayım. Çocuğunun cinsel tercihi farklı olursa üzülür müsün?
Hiç bilmiyorum. Varsayılacak bir şey değil. Çocuğun tek tercihi cinsel tercihi olmayacak. Mesleki tercihi, cinsel tercihi, yaşamı ile ilgili tercihleri ile anne ve babayı şaşırtabilir hatta şoke edebilir. Ama sonuçta çocuk her şeyi kabul ettirecektir. Bir kere senden ileridir. O başka bir zamanı yaşayacaktır. Kabul edeceksin başka çaren yok.
Televizyondaki pek çok programa karşı da mücadele veriyorsun. Örneğin bazı yarışmalar, sabah programları, yemek programları… Oralara katılanların hiç mi suçu yok?
Hiçbir suçları yok. Katılanlar, “Hiç emek koymadan para kazanabilirsiniz” diye kandırılmış insanlar. Asıl pornografi; bazı olayları dramatize etmek, aşırı gözyaşı, kan, facia, cinayetleri ekrana getirmektir. Programcılığın şehvetine kapılmaktır. Ben salak mıyım, yapamaz mıyım sanıyorsun? Yaparım. Ama ben, bu karaktersiz, üç kağıtçı, köşe dönmeci, hiçbir eğitimi kültürü olmayan televizyon dünyasından, birilerine rüşvet vererek bir kapı tutup para kazanmak için her türlü rezilliği yapan televizyoncuları sonuna kadar deşifre etmek isterim. Tabii çalıştığım şirketin bana tahammül edebileceği kadar.
Demin rüşvetten bahsettin. Yoksa rüşvet alan televizyon yöneticileri de mi var?
Tabii ki var. Bir sezonda birkaç milyar dolardan peşin olarak dönüyor bu alemde. Bu kadar para için savaş bile çıkar.
Sanki salakmışım ve soruyu şöyle soruyormuşum; misal, X kanalının yöneticisine gidip, “Şu programı, diziyi kabul edersen kanalın vereceği paranın bir kısmı senin olacak!” mı deniliyor yani? Televizyonculuğun başından beri yaşanıyor bu durum. Bugün Türkiye’nin neresinde belediye ile işini halletmek için rüşvet vermiyorsun? Benim sevdiğim, güvendiğim birkaç tane adam vardır. Bunlar televizyon yöneticisidir. Ve o insanlar da bana yeter. Ben de zaten doğru dürüst kurumlarda çalışıyorum. Böyle bir sorunum yok. Ama genelde bu iş böyledir.
Gelelim vizörden bakan Okan’a! Fotoğraf ustası olarak photoshop’a hep karşı oldun. Ama şarkıcı ve artistlerimizi shop’suz halini düşünürsek!
Örneğin Ayşe Arman’ın son fotografları bir photoshop harikası. Hıncal Uluç bile, “Bu benim tanıdığım Ayşe değil” diye yazdı. Ben Ayşe Arman ile çalışsaydın Ayşe Arman bana “O pozları vermek istiyorum” deseydi, “Sen bu pozları verme” derdim. “Bunları verecek modeller var, bırak onlar bu pozları versin. Sen kafası çalışan kızsın, hayata karşı duruşun değişik, gel seninle bunun fotoğrafını çekelim. Seni 18 yaşında model kılığına sokup ‘Aman da ne güzelmişsin’ diye birbirimizi kandıracağımıza, senin tecrübelerini, bize anlattığın gerçekleri çekelim. Bunu zaten gözlerinle, mimiklerinle anlatıyorsun. Yüzünde kalan acıların izleriyle anlatıyorsun, şişen bir damarınla anlatıyorsun. Bunu çekmek lazım” derdim.
Ama o da “Bunu yapmak istedim, yaptım kime ne” diyor!
İşin doğrusu bana ne Ayşe Arman’dan. Onlar mutlu oldularsa tamamdır.
Bu kadar yıldan sonra bir şeylerden nefret etmeyi öğrendin mi?
Ben nefret ettiğim şeylerle barışıp, yeni nefret edeceğim şeyler arıyorum. Çünkü hayatla barışık bir tonton olmak istemiyorum. Kimileri gibi yogayla filan rahatlayıp gevşemek de istemiyorum.
Aynı zamanda izleyici ile hep bir aşk-nefret ilişkisi yaşamaktasın…
95 senesinde beni ilk gördüklerinde bu ilişki kuruldu. Bana gıcık oldu, küfür etti. “Sonra bu herifte iş varmış” dedi. Sonra sevdi, sonra nefret etti, sonra tekrar sevdi… Ama ben hiç güldüren adam olmadım. Güldürmek ile komik olan bir şeyi işaret etmek arasında fark var.
Araya, ‘ünlü stand-up’çıların politik esprilerden kaçması’nı sıkıştırsam!
Kimsenin maçası sıkmıyor.
Ama senin göze batan politik bir tavrın var!
Medeni bir ülke vatandaşı olarak “Bakanlar Kurulu benim memurlarımdır” dersen zaten ne demek istediğini anlatıyorsun. Bu bakanlar bizim memurlarımızdır, görevlerini yapıp yapmadıkları da bizim denetimimize tabidir. Ben bu kurulu atamak için sokağa çıkarsam manik depresyondan içeri tıkarlar. Manik depresyonun en önemli göstergelerinden biri de Bakanlar Kurulu’nu atayan adamlardır zaten. Ama şunu düşünmek lazım. Bu Bakanlar Kurulu’nu ben atıyorum, bunlar benim memurlarım, üç kağıt yapıyorlar mı, rüşvet alıyorlar mı, açıkça konuşmak lazım. NTV’deki programımda üç bakan ağırladım. Konuşmaya “Kesinlikle sizinle aynı fikirlerde değilim. Kesinlikle sizi sevmiyorum. Ama meslek icabı size acayip saygı göstereceğim” dedim. Üçü de çok memnun ayrıldı. Ben başkaldıran her adamı seviyorum. Ama hiçbir siyasi ideolojinin peşinde değilim.
alıntıdır

Ünlü Balet Tan Sağtürk, Bergüzar Korel’le yaşadığı olay aşktan sonra Rus asıllı Alona Ataberk ile nikah masasına oturdu.Tarabya’daki Fransız Bahçeleri’nde gerçekleştirilen nikahı Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül kıydı. Tan Sağtürk’ün şahitliğini Betül Mardin ve Fatoş Sel yaparken, Alona’nın şahitliğini ise Yeşim Gül yaptı. 1.5 aylık hamile olduğu ve düğünü bu sebeple acil olarak yaptıkları konuşulan Alona ve Tan Sağtürk’ün mutlulukları gözlerinden okunuyordu.
(Milliyet)
Alıntıdır
Bir süredir Mardin’de sosyal projeler için çalışan ünlü modacı Cemil İpekçi, ‘Yemekteyiz’ programına katılan Mardinli gariban Necmettin Aktay’a babasının bile yapmayacağı bir sürpriz yaptı.
Ünlü modacı, 3 çocuğunu okutmak için yarışmaya katılan ve iki metre 10 santimlik boyuyla 5 yıldır bir otelde belboyluk yapan Necmettin Aktay’a yemekteki hünerlerini göstermesi için, Mardin’de kiraladığı evini açtı. Çok özel eşyalarla dayayıp döşediği, bardağından tenceresine sehbasından bakır tabağına kadar el yapımı eşyalarını da belboy Necmettin’in kullanımına sunan İpekçi, yarışmadan önce de ona öğütler vermeyi ihmal etmedi. Şunları söyledi:
Necmettin, kendin gibi ol. Senin ve Mardin’in kültürü neyi söylüyorsa onu yap. Evinde çoluk çocuğunla nasıl oturup kalkıyorsan, sofraya ne koyuyorsan onları koy. Hiç kimseye özenme.
Konukları için yer sofrası kuran Necmettin, mercimek çorbası, kaburga dolması, güveç ve yerel bir tatlı ikram etti.
(Hürriyet)
alıntıdır
Datça’da bir etkinliğe konuk olan Şener Şen, Kemal Sunal ile başından geçen ilginç bir anıyı anlattı
Muğla’nın ilçesi Datça’da düzenlenen ‘4. Datça Ustaya Saygı Sinema Günleri’ne konuk olan Şener Şen, gala gecesinde Gani Müjde’nin moderatörlüğünü yaptığı söyleşiye katıldı. Şener Şen, söyleşi sırasında kendisine yöneltilen ‘Evli mi, bekar mı yoksa dul musunuz?’ sorusunu ‘’Yaş ilerledikçe karıştırma da başlıyor ama en son hatırladığıma göre dulum. Ama bu arada bir şey oldu mu, farkında değilim’’ diyerek cevapladı.
Şen, merhum Kemal Sunal ile başrolünü paylaştığı ‘Davaro’ filmiyle ilgili bir anektodu anlattı.
GÜLÜYORSAN DEREDE KAL!
Şener Şen’in, Kemal Sunal tarafından rol gereği öldürülmeye götürüldüğü sırada çekilen sahneyle ilgili ilginç anısını aktaran usta, derede yüzünü yıkadığı sırada Sunal’ın kendisine gülerek baktığını ve bunun sonunda gülme krizine girdiğini anlattı. Sanatçı, filmin maliyetinin göz önüne alınarak çekimin bir kez daha tekrarlanmaması için krizi geçene kadar suyun içinde kaldığını söyledi.
alıntrdır
İHA
Gürkan Uygun “Memati”yi Saba Tümer’e anlattı, kızının fotoğrafını ilk kez HABERTÜRK’te paylaştı
Kurtlar Vadisi dizisinde oynadığı Memati karakteriyle geniş bir hayran kitlesine ulaşan Gürkan Uygun, Saba Tümer’le Bu Gece’nin konuğu oldu. 7 aylık kızı Mihriban Balım’ın fotoğrafını ilk kez HABERTÜRK ekranlarından hayranlarıyla paylaşan ünlü oyuncu, Tanrıdan Diledim türküsünü de canlı yayında söyledi.
MEMATİ DÖNÜM NOKTASI
Dizide oynaması için kendisine teklif geldiğinde bu kadar uzun soluklu olacağını tahmin etmediğini söyleyen Gürkan uygun, “Memati, oyunculuk serüvenimde dönüm noktası olan rollerden biri oldu” dedi. Memati’nin bu kadar ilgi görmesiyle ilgili “Kendi, yapamadıklarımızı Memati’de görüyoruz. Yapmasak da, yapmış kadar oluyoruz.” diyen ünlü oyuncu, “Normalde bunların hiçbirini yapamam. Böyle yaşamak da keyifli oluyor bazen.” şeklinde konuştu.
MEMATİ GİBİ ÖFKELİ YAŞAMIYORUM
Gürkan Uygun, kendisi ile Memati arasındaki benzerlikleri de şöyle anlattı: “Derdimi çok fazla anlatmam. Memati de öyleydi bir zamanlar. Onun dışında çok fazla örtüştüğümüz nokta yok. Memati’nin duyguları benim içimde de olan duygular ama ben Memati gibi çok öfkeli yaşamıyorum.”
Kurtlar Vadisi’nin diğer karakterleri Muro’ya film yapılmasının anımsatılması üzerine de Gürkan Uygun, “Senaristlerin ve yapımcıların tasarrufunda olan bir şey. Sırası geldiğinde o da olur herhalde.” dedi.
alıntıdır
MELTEM Cumbul ile geçen yıl sonundan beri birlikte olduğu Kıvanç Tatlıtuğ, ilk kez el ele görüntülendi.
Geçen haftaki “Aşk - ı Memnu” dizisinin sezon finalinde Beren Saat’le cüretkar sevişme sahneleriyle gündeme gelen ve Cumbul ile ayrıldığı iddia edilen Kıvanç Tatlıtuğ, iddialara inat sevgilisiyle Reina’da sarmaş dolaş eğlendi.
alıntııdr
Komşusunun ağacını kesmişti
Hülya Avşar, üçüncü kez yapılan yargılamada 1 yıl hapis cezasına çarptırıldıKomşusu Nazmi Karbuz’un 13 meyveli ağacını kestiği iddiasıyla 2002 yılından bu yana yargılanan, mahkemece verilen 2 beraat kararı Yargıtay’ca bozulan Hülya Avşar, üçüncü kez yapılan yargılamada 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Avşar’a verilen ceza, 5 ay hapis ve 90 TL adli para cezasına çevrilerek, “denetimli serbestlik” kapsamında 5 yıl süreyle ertelendi. Avşar, bu süre içerisinde herhangi bir suçtan ceza alırsa, hükmolunan karar uyarınca cezaevine girecek.
alıntıdır
Özcan Deniz, geçtiğimiz günlerde çıkardığı “Sevdazede” albümü hakkında iddialı konuştu.
Şarkıcı, elektronik, etnik ve rock yapıyı harmanladığı çalışması için “Taze ama bilgin ve dünyalı” diyor.
Prodüktörlüğünü Deniz Erdem’in yaptığı “Sevdazede” adlı albümde, Erim Ardal, Gürsel Çelik, Bahadır Tanrıvermiş, Mustafa Ceceli, Ceyhun Domaçlıoğlu ve Barış Büyük’ün de imzaları var.
alıntıdır
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Tem | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | |||
