
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerinde bir ‘u’ dönüşünün söz konusu olmadığını belirterek gelinen yeni noktayı açıkladı.
Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerinde bir “u dönüşü”nün söz konusu olmadığını, tam tersine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Erivan ziyaretinin ilişkileri ileri götürmek adına önemli bir adım olduğunu söyledi.
İsviçre’ye ziyarette bulunan Babacan, Dışişleri Bakanı Micheline Calmy-Rey ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, 2001 yılından sonra Türkiye’den İsviçre’ye dışişleri bakanı düzeyinde ilk resmi ziyareti düzenlediğini hatırlattı.
Bern’de kendisine ve heyetine gösterilen misafirperverliğe teşekkür eden Babacan, görüşmede ikili ilişkilerin farklı boyutlarını ele aldıklarını ve bu ilişkileri her alanda daha da yoğunlaştırmak için mutabakata vardıklarını bildirdi.
Babacan, siyasi ilişkilerini bundan sonra daha sık ziyaretlerle geliştireceklerini, ekonomik ilişkilerin de ekonomik komisyon ve İsviçre Ekonomi Bakanının Türkiye ziyaretiyle yeniden ivme kazanacağını belirtti.
Enerji konusunda bundan sonra daha yoğun diyalog içinde olacaklarını ifade eden Babacan, enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye her ülkenin artık çok önem verdiğine dikkati çekerek, bu alanda da Türkiye ile İsviçre arasında işbirliği olanaklarının bulunduğunu söyledi.
Babacan, terörizmle mücadelede de daha yoğun temas içinde olma kararını bugün aldıklarını bildirdi. Bütün bunları bir hukuki çerçeveye ve kurumsal yapıya kavuşturmak için mutabakat zaptına ek olacak bir anlaşmayı imzaladıklarını belirten Babacan, Türkiye ile İsviçre’nin, uluslararası kuruluşlar nezdinde de birbirlerine destek verdiğine işaret ederek, üyesi oldukları uluslararası kuruluşların geleceği hakkında da fikir alışverişinde bulunduklarını anlattı.
Ali Babacan, akşamki çalışma yemeğinde de uluslararası konuları istişare etmeye devam edeceklerini söyledi. İsviçre’nin Türkiye’deki büyükelçiliğinin açılışının 80. yılının kutlandığını anımsatan Babacan, bu nedenle İsviçre Konfederasyonu Başkanı Pascal Couchepin’in kasım ayında Türkiye’ye düzenleyeceği ziyarete çok önem verdiklerini, ziyaretin iki ülke ilişkilerinde önemli kilometre taşı olmasını beklediklerini bildirdi.
Babacan, Bern’i ziyaretini “çok zamanlı bir ziyaret” olarak niteledi ve dışişleri bakanlıkları arasında ilişkilerin derinleşmesine vesile olması umudunu dile getirdi.
-CALMY-REY-
İsviçre Dışişleri Bakanı Calmy-Rey de, Babacan’ı ağırlamaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, Türkiye-İsviçre ilişkilerindeki çeşitliliğe dikkati çekti ve İsviçre’de 80 bin Türk kökenli vatandaşın bulunduğunu söyledi.
Calmy-Rey, ekonomik ilişkilerden de bahsederken, 400 İsviçre şirketinin Türkiye’de faaliyet gösterdiğini ve 10 bini aşkın kişiye iş olanağı sağladığını belirtti.
Ekonomik komisyonun çalışmalarının tekrar başlayacağını memnuniyetle öğrendiğini kaydeden Calmy-Rey, üst düzey ziyaretler noktasında da ilişkilerin iyi düzeyde olduğunu, İsviçre Cumhurbaşkanı Pascal Couchepin’in ve İsviçre Ekonomi Bakanının da kasım ayında Türkiye’yi ziyaret edeceğini bildirdi.
Calmy-Rey, imzaladıkları mutabakat muhtırasının ekinin iki ülkenin de ortak siyasi iradesini simgelediğini, ikili ilişkilerin enerji, çevre, göç, uluslararası çapta terör ve organize suçla mücadele konularında da devam edeceğini söyledi.
Kültürel alanda da çok sayıda girişimin başlatıldığını, bu sayede halkların birbirini daha iyi tanımalarının mümkün olacağını ifade eden Calmy-Rey, ayrıca enerji politikası alanında işbirliği hakkında karar aldıklarını bildirdi.
Calmy-Rey, “Bir sorun olduğu zaman birbirimizle görüşebilmenin, sorun olmayan alanlarda ise ilişkilerin pekiştirilmesine gayret göstermenin son derece önemli olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
-SORULAR-
Babacan, Türkiye’nin Ermenistan’a yönelik politikasında “u dönüşü” olup olmadığının sorulması üzerine, Türkiye ile Ermenistan ve Ermenistan ile Azerbaycan arasında ciddi sorunların bulunduğunu, Rusya ile Gürcistan arasındaki sorunların da birkaç hafta önce savaşa neden olduğunu hatırlattı.
Ülkelerin birbiriyle bu kadar gergin olmasının sürdürülebilir bir durum olmadığını kaydeden Babacan, Gürcistan’daki son gelişmelerin olayların ne kadar hızlı bir şekilde istenmeyen bir noktaya gelebileceğini herkese gösterdiğini söyledi.
Babacan, Kafkaslar’daki “donmuş ihtilafların” artık çözümü için bugün uygun bir ortamın olduğu düşüncesini dile getirerek, “Artık taşlar yerinden oynadı. Yeni baştan herkesin bölge politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor” dedi.
Babacan, şöyle devam etti:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın Ermenistan’a yaptığı ziyaret, ilişkilerde ‘u dönüşü’ tabirini kullanmak istemiyorum, çünkü ‘u dönüşü’ yaptığınız zaman geri gidersiniz, tam tersine ilişkileri ileri götürmek adına önemli bir adımdır diye düşünüyorum.
Umarız ki Türkiye-Ermenistan ve Ermenistan-Azerbaycan ilişkileri hızla normalleşir. Biz bu konuda yoğun bir çaba göstermeye devam edeceğiz. Bu amaçla Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu (KİİB) fikrini gündeme getirdik. Ve şu anda görüşmüş olduğumuz ülkelerden yaklaşım oldukça olumlu. Diyalog ve diplomasi yoluyla sorunlara çözüm üretmek için yoğun çabalarımıza devam edeceğiz. Bu sorunların çözümü için katkıda bulunan ülke ve uluslararası kuruluşlara da özellikle teşekkür etmek istiyorum.”
Bir gazetecinin KİİB’in 10 yıl önce de gündeme getirildiğinin hatırlatması üzerine Babacan, şunları söyledi:
“10 yıl önceki şartlar farklı. 10 yıl önce hangi ortamda hangi fikir ortaya kondu, bu farklı. Bizim şu an konuştuğumuz KİİB farklı. Bugün için bölgedeki ülkelerden güçlü bir destek var. Bu konuda adım atılmasıyla ilgili somut çalışmalar söz konusu. Şu anda bölgedeki sorunların çözümüne ileri doğru bakan ve kalıcı bir çözüm üretme mekanizması aslında sadece bu platform fikri, bunun haricinde şöyle bir baktığımızda, sorunlar nasıl çözülecek diye baktığımızda, 17 senedir sorunlar çözülemiyorsa, demek ki bugüne kadar ortaya atılan hiçbir fikir, hiçbir mekanizma bu sorunları çözememiş. Dolayısıyla bugün yakaladığımız bu ortamda barış ve istikrar için ülkelerin el ele vermesi ve kendi sorunlarına kendilerinin çözüm üretmesi büyük önem taşıyor.”
-”EVET YA DA HAYIRLARLA TARİH YAZILMAZ”
Babacan, 1915 olaylarına ilişkin olarak da Türkiye’nin ortak tarih komisyonu önerisini hatırlatarak, “Biz tarihin tarihçiler tarafından yazılması gerektiğini düşünüyoruz. Siyasetçilerin geleceğe bakmasını, geçmişle tarihçilerin uğraşması gerektiğini düşünüyoruz. Parlamentolarda kalkan ellerle, ‘evet’ ya da ‘hayır’larla tarih yazılması anlayışına katılmıyoruz” diye konuştu.
Dışişleri Bakanı, bir başka soru üzerine, bugünkü görüşmede 1915 olaylarıyla ilgili İsviçre’de bazı davaların gelişimini kısaca değerlendirdiklerini de belirtti.
Terör ve terör örgütü PKK ile mücadeleye ilişkin bir soru üzerine de Babacan, terörizmle mücadelede işbirliğini yoğunlaştırmayı ele aldıklarını kaydederek, “Biz, biliyorsunuz PKK’yı terör örgütü olarak nitelendiriyoruz. Sadece biz değil, AB, NATO, ABD ve pek çok ülke de terör örgütü olarak nitelendiriyor. Ancak İsviçre’nin terör ve terörist tanımında kendine özel yaptığı bir tanım söz konusu. Burada önemli olan bu konulardaki görüş alışverişini yoğunlaştırmak, daha çok beraber hareket edebilmek ve iki ülke arasındaki işbirliğini güçlendirmektir” dedi.
-”İSVİÇRE’DE KARA LİSTE DİYE BİR ŞEY YOK”-
Calmy-Rey de 1915 olaylarına dair bir soruyu yanıtlarken, “Federal Konseyin tutumunu biliyorsunuz, özellikle kitlesel tehcir ve katliam konusunu kınadı” ifadesini kullandı.
İsviçreli Bakan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki diyalog çabalarını memnuniyetle karşıladıklarını, iki cumhurbaşkanının doğrudan görüşmelerinin en kısa zamanda sorunların çözümüne yol açmasını umduğunu söyledi. Terörle mücadelede işbirliğine ilişkin soruya cevaben de Calmy-Rey, terör konusunda İsviçre’deki sistemin Avrupa’daki mevcut sistemlerden farklı olduğuna değinerek, İsviçre’de “kara liste” diye bir şeyin olmadığını anlattı.
Ancak çok geliştirilmiş bir mevzuatın söz konusu olduğunu ifade eden Calmy-Rey, bu mevzuat ve tüm bu yasal tedbirler sayesinde terör faaliyetleri konusunda her türlü tedbiri alma kabiliyetine sahip olduklarını belirtti.
Calmy-Rey, “Bu izahat çalışması son derece önemliydi. Birbirimizi daha iyi anlamamız gerekiyordu, diyaloğumuzun daha yapıcı olması için. Bu konuda da düzenli olarak bir araya gelme kararı aldık, ikili ilişkilerin geçmişte olduğu gibi hasar örmemesi için” dedi.
AA







