Yargıtay BaÅŸsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, ek mütalaasında, AK Parti’nin laikliÄŸe karşı tavrını vurgularken, başörtüsü, İmam Hatip liseleri ve katsayı uygulamasına da temas etmiÅŸ: “Türban bir siyasi simgedir. Din ve vicdan özgürlüğü kapsamında koruma göremez; temel bir insan hakkı olarak savunulamaz. İmam Hatip liseleri ve katsayı uygulaması konusundaki ısrarlı söylemleri, politikaları, bu konudaki mevzuat deÄŸiÅŸikliÄŸi çabaları, diÄŸer eylemleriyle birlikte deÄŸerlendirildiÄŸinde, bir bütün oluÅŸturarak, adı geçen partinin laikliÄŸe aykırı eylemlerin odağı olduÄŸunu kanıtlamaktadır.”
Ortaya garip bir durum çıkıyor. Mesela ben gazeteci sıfatıyla, başörtüsünün özgürce üniversitelerde takılmasını savunabilirim. Hatta parlamentoya başörtülü kadınların girmesi gerektiÄŸini de yazabilirim. Ama bir siyasi parti üyesiysem, düşünce ve ifade hürriyetim tamamen sınırlanacak. İmam Hatiplere yapılan katsayı haksızlığından da söz edemeyeceÄŸim. Bütün dünyada, bakalorya, abitur veya daha farklı isimler alan olgunlaÅŸma imtihanını geçen herkes, üniversiteye devam edebiliyor. Ama Türkiye’de, İmam Hatip veya herhangi bir meslek lisesi mezunuysanız, elde ettiÄŸiniz ÖSS puanı, düşük katsayıyla çarpılıyor. Bu adaletsizliÄŸe karşı çıkmanın, laik cumhuriyetin deÄŸerlerini çiÄŸnemekle ne ilgisi var?
NAZLI ILICAK.



