Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç niye yargının bağımsızlığına değil de, öncelikle tarafsızlığına vurgu yaptı?
Çünkü asıl sorun o noktada!
Bazıları sanıyor ki eÄŸer yargı organı bağımsız ise, otomatik olarak, tarafsızdır da… Yanlış!
Yargıtay Onursal BaÅŸkanı Prof. Sami Selçuk yıllardır bu temel ilkenin kavgasını veriyor. Özetle, ” Bağımsız olmanız yetmez, aynı zamanda tarafsız da olmalısınız “ diyor.
Yerden göğe kadar haklı Hatta şunu da söyleyeyim: Yargı açısından; tarafsızlık, bağımsızlıktan önce gelir!
![]()
Sorun ciddi: Anıtkabir defterine bakın… Yüksek yargı organlarını temsil edenlerin, çeÅŸitli konuÅŸmalarını okuyun.
Şunu göreceksiniz: Vurgu hep bağımsızlığa yapılıyor. Tarafsızlıktan ya hiç söz edilmiyor ya da gerilere atılıyor.
Peki, niçin böyle oluyor?
Bildiğiniz gibi bürokratik elitin bir ayağını yargı oluşturuyor. Yargıyı çekip çeviren bürokratlar, kendilerini ülkenin ve devletin sahibi olarak görüyor.
Öte yanda ise millet (halk, seçmen) var… VatandaÅŸlar oy vererek, kanunları yapan Meclis‘i oluÅŸturuyor. Yani milli irade Meclis’te kristalize oluyor.
Yargı bürokrasisi siyasetin kendi üzerindeki etkisinden rahatsızlık duyuyor, halkın temsilcilerini kendinden uzak tutmak istiyor.
Bunun için de ikide bir ” yargı bağımsızdır ” ya da ” bağımsız olmalıdır ” deyip duruyor. Böylece kendine en azından özerk bir egemenlik alanı yaratmaya çalışıyor.
![]()
Bu konudaki niyetleri, net biçimde açık edenlerden biri de AYM’nin eski baÅŸkanı, 10′uncu CumhurbaÅŸkanı Ahmet Necdet Sezer olmuÅŸtu:
“Anayasa Mahkemesi, siyasi iktidar karşısında, denge rolü oynamalıdır” demiÅŸti Sezer.
İlk bakışta masum gibi görünen bu cümle, aslında bürokratik iktidarın bakış açısını yansıtıyordu. Yani AYM’ye ” taraflı ol ” diyordu Sezer.
Niye o anlama geliyordu? BildiÄŸiniz gibi “Adalet“; bir elinde terazi, diÄŸer elinde kılıç olan, gözleri kapalı bir kadınla simgelenir.
Terazi, mahkemeye gelen olayı, yasalarla tartmaktır… Kılıç ise verilen kararı (icabında cezayı) gösterir.
Peki, gözleri niye kapalıdır Adalet Tanrıçasının? Çünkü “tarafsızlık” yani tartı iÅŸleminin tam yapılması, ancak böyle saÄŸlanır.
Yargıyı ” denge rolü ” oynamaya davet etmek ise düpedüz ondan “taraflı olmasını” istemektir.
Futbolla kıyaslarsak: “Denge rolü” oynamaya kalkışan bir hakemin, 2-0 yenik takımın lehine 2 penaltı ‘ yaratarak‘, skorun 2-2‘ye gelmesini saÄŸlamasıdır.
![]()
Bağımsızlık, ‘ siyasi‘ bir kavramdır. Yani ” yargılama görevi sayesinde elde ettiÄŸim iktidara karışmayın, yetkilerime dokunmayın ” demektir.
Tarafsızlık ise ‘ teknik‘ bir kavramdır. Kendi ideolojini, siyasi görüşünü yargılama sürecinin dışında tutarak, ‘mesleÄŸin gereÄŸini’ yerine getirmektir.
Farkı daha iyi kavramak için yapacağınız tek ÅŸey kendinizi ‘yargılanan’ rolüne koymaktır.
Diyelim ki mahkemeye çıktınız… Yargıcın tarafsız mı olmasını dilersiniz, bağımsız mı?
Elbette öncelikle tarafsız olmasını istersiniz ki yargılama adil olsun, herkes hakkını alsın.
Tarafsız yargıca güvenirsiniz. Çünkü tartarken hile yapmaz. Ama en önemli özelliği bağımsızlık olan bir yargıca güvenemezsiniz. Ya taraflıysa?
Olay budur.
Dikkatinizi çekerim: AYM BaÅŸkanı HaÅŸim Kılıç’ın tarafsızlık vurgusunu kuÅŸkuyla karşılayanların baÅŸka ortak noktaları da var… Demokrasiden rahatsızlık duymak, Ergenekon‘a dudak bükmek, Avrupa BirliÄŸi konusunda yan çizmek gibi…
Bu kadarı tesadüf olamaz!
EMRE AKÖZ



